"Ne istedim ki bugüne kadar? Hayır, istediklerim bir boka benziyor olsa anlayacağım ama neyse... Şu dünya üzerinde değil galaksinin en kanaatkar canlısı benim diyorum daha anlayan çıkmadı!" İşte böyle başlamak üzereydi isyanım... Sevmediğim bu isyankar hallere giden yoldan bahsetmeyeceğim. Hayır! Bahsedeceğim... Yok yok, gereksiz olur...
Yorgunluğu bütünsel olarak ele aldığımda, tam anlamıyla son bir kaç gündür yaşadığım şey olduğunu iddia ediyorum. Enerjim çekildi, muşmula buruşukluğu gibi oldum. Ruhumu satsam tam olarak dün geceki halime dönüşürdüm. Şimdi bedenimin ve ruhumun ayrı ayrı fiyatlandırmasını yeniden yapıyorum... "Bedenime sahip olabilirsin ama ruhuma asla" gibi balık bokuna benzer bir şey söylemeyeceğim ama ruhum hayli pahalıya patlar isteyene...
İsyana sebebiyet buradan işte...
Karşılığında isteklerimi sıralamaya koyuldum... Önce pencereden içeri biraz güneş ışığı girsin dedim. Düştüğü yeri aydınlatan, tozların uçuşunu izleten türden bir şey olsun diye ekledim. Sonra bakacak güzel bir kare aradım. İzlemek değil, bakmak için... Bir kare lan! Bir tane güzel kare...
Şimdi anlıyorum ki, bir alıntı yapmak için her zaman değerli olduğunu düşündüğümüz insanların söylediklerine başvurmak yersizmiş... Aynı sınıfta okumadığım ve adını hatırlamadığım bir ilkokul arkadaşım bana, "ne istediğini bilmelisin" demişti. Bana bunları söylediği anda, tahtayı siliyordum. Geleceğe dair bir mesaj vermek istediğini düşünmemiştim...
Pencereden içeri güneş ışığı girer gibi oluyordu ama girmiyordu. Yavşak bulutlar geçip geçip duruyordu. Fotoğraf çekerken, fotoğrafı çeken ile yakalanmak istenen fotoğraf karesinin arasından geçen bir şey gibi... Kümülüs (atmosferde hava olaylarının geliştiği aralık - bilgi girdim!) olayları bile beni etkiliyordu.
Sonra ne oldu bilemiyorum, gitti bulutlar ve odadan içeri güneş ışığı girdi. Uçuşan tozlara baktıktan sonra, istediğim kare aniden karşıma çıktı. Oynayarak biraz bok edilmiş ve monitörün içine sıkıştırılmış olsa da...
* "Alayına gider yapacak kadar yüklü olsam da komiklikle karıştırır ağlanırım ve ben bu işi çözerim." aklı...
Kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mini Cooper, Pikachu, Güzel Kadın ve Ben!
Ben Mini Cooper'ı olan güzel kadını seçtim... O kadın gidip Pikachu'yu seçti! Ama gerçek şu ki, işler Pikachu'nun beni seçmesiyle birlikte karıştı... Pikachu genel olarak seçilmeye alışkın bir yapıya sahipti, kadınsa hayatı boyunca hep seçmekle meşgul olmuştu. Aralarında bir ben, böyle üçlü paradoksların insanı gibi duruyordum. Bu yüzden bana "Ne yapıyoruz lan şimdi?" der gibi baktılar...
Böyle durumlar karşısında, basit denklemleri çözer gibi davranıp genelde hiç bir haltı çözemeden denklemden ayırırım kendimi. Değil üçlü bir denklemi, ikilisini bile çözemezken bana ne diye dönüp baktılar? Hele Pikachu! O çakmak çakmak gözleriyle ne diye öyle kalbimi dağladı? Anlamadım...
Bildiğim tek şey, bu işin böyle bir yere gitmeyecek olduğuydu. Hemen denklemin bir değişkenini ikiye ayırıp, dört değişkenli bir hale getirmeyi teklif ettim! Güzel kadın ve Mini Cooper denklemde bir bütün olarak ele alındığında, hem Pikachu'yu hem de beni alt ediyordu. Bu yüzden ben, Mini Cooper, güzel kadın ve Pikachu olarak ayrıldık...
Ben bu arada en azından Mini Cooper'ı alıp, yakayı Pikachu'dan kurtarma planları yapmaya başladım. Tam bu esnada tekrar kimin neyi istediğini konuşmaya başladık... Pikachu birden beni satıp, Mini Cooper'ı istediğini söyleyince... Hemen güzel kadını seçtim. Artık iki çift olmuştuk. Herhangi bir sorun göremiyordum burada...
Ama güzel kadın, Pikachu'nun Mini Cooper'ı seçtiğini görünce, hemen olaya el attı ve Mini Cooper'ı sayesinde Pikachu'yu da alıp ortamdan ayrıldı.
Bir denklemin daha ihmal edilebilir değeri olmuştum. Güzel kadın ve Pikachu Mini Cooper'la birlikte yavaş yavaş uzaklaşıyordu... Arkalarından bakarken yakaladım kendimi. İyi ama neden böyle olmuştu? Ben zaten Pikachu'yu hiç sevmezdim, Ash'i de sevmezdim... Poke toplarının o kırmızı-beyaz, ortada düğmeli halini bile sevmezdim... Güzel kadını sevebilirdim... Mini Cooper olsa fena olmazdı.
Demek ki zaten Mini Cooper'ı olan güzel bir kadını istemişim ben! Bu yüzden ayrı ayrı ele aldığımda hiç biri olmasa da oluyordu. O zaman ne diye ayırmıştım denklemi?
"... yazı yazmazsan, ben de burda ağlarım..." dedi...
"bir şey" diyemedim..
Böyle durumlar karşısında, basit denklemleri çözer gibi davranıp genelde hiç bir haltı çözemeden denklemden ayırırım kendimi. Değil üçlü bir denklemi, ikilisini bile çözemezken bana ne diye dönüp baktılar? Hele Pikachu! O çakmak çakmak gözleriyle ne diye öyle kalbimi dağladı? Anlamadım...
Bildiğim tek şey, bu işin böyle bir yere gitmeyecek olduğuydu. Hemen denklemin bir değişkenini ikiye ayırıp, dört değişkenli bir hale getirmeyi teklif ettim! Güzel kadın ve Mini Cooper denklemde bir bütün olarak ele alındığında, hem Pikachu'yu hem de beni alt ediyordu. Bu yüzden ben, Mini Cooper, güzel kadın ve Pikachu olarak ayrıldık...
Ben bu arada en azından Mini Cooper'ı alıp, yakayı Pikachu'dan kurtarma planları yapmaya başladım. Tam bu esnada tekrar kimin neyi istediğini konuşmaya başladık... Pikachu birden beni satıp, Mini Cooper'ı istediğini söyleyince... Hemen güzel kadını seçtim. Artık iki çift olmuştuk. Herhangi bir sorun göremiyordum burada...
Ama güzel kadın, Pikachu'nun Mini Cooper'ı seçtiğini görünce, hemen olaya el attı ve Mini Cooper'ı sayesinde Pikachu'yu da alıp ortamdan ayrıldı.
Bir denklemin daha ihmal edilebilir değeri olmuştum. Güzel kadın ve Pikachu Mini Cooper'la birlikte yavaş yavaş uzaklaşıyordu... Arkalarından bakarken yakaladım kendimi. İyi ama neden böyle olmuştu? Ben zaten Pikachu'yu hiç sevmezdim, Ash'i de sevmezdim... Poke toplarının o kırmızı-beyaz, ortada düğmeli halini bile sevmezdim... Güzel kadını sevebilirdim... Mini Cooper olsa fena olmazdı.
Demek ki zaten Mini Cooper'ı olan güzel bir kadını istemişim ben! Bu yüzden ayrı ayrı ele aldığımda hiç biri olmasa da oluyordu. O zaman ne diye ayırmıştım denklemi?
"... yazı yazmazsan, ben de burda ağlarım..." dedi...
"bir şey" diyemedim..
Görünmez Kadın
Nedir bu? Neden böyle bir şey yazıyorum buraya hemen açıklayayım…
Çok klasik -kime göre?- bir takım söylemlerden yola çıktım aslında… Düşünüyordum, hayali kahramanları… Pek severim kendilerini… Geneli erkektir bu kahramanların. He-Man, spiderman, superman diye giden bir listeleri vardır insanların, kafalarında. Kimi zaman muhabbet ortamının gereksiz tartışmasıdır, “hangisi döver?”… İşin şiddet boyutunu zaten bir kenara koyuyorum… Ama toplumsal cinsiyet boyutu bambaşka… O yüzden bu yazı “bambaşka” kategorisinde bir yazı…
“Lan şimdi bize toplumsal cinsiyet, bık bık yapma!” dediğinizi düşünüyorum… “sana ne lan? yaparım yapmam!” derim buna… zaten kendime yazıyorum, istemiyorsan okuma! *agresif blog yazarı…
Tüm bu kahramanlar içerisinde, bir tane var ki.. Neden bu kahraman erkektir diye soruyorum kendime… “Görünmez Adam”…
Bir yerde bir şey görünmez ise ya kadına aittir ya da kadının kendisidir… Neden “Görünmez Adam” da “Görünmez Kadın” değil?
Etrafı tuzaklarla dolu olan, tüm bunları düşünmek zorunda kalan ve türlü türlü engelleri aşarak hayatını devam ettirmek zorunda olan kim? neyse bu sorunun cevabını boş verelim..
Cinsel kimlikler ve yönelimler üzerinden bakıp, erkek-kadın skalasında -bu nasıl bir kelime lan?- bu kimlik ve yönelimleri yerlerine yerleştirdiğimizde ”Kadın” a yakın olanlar sıçmış olanlardır… – bu toplumda böyle deme! bu her yerde böyle…-
Bir kadın düşünün, erkek gibi giyinmeyi seviyor… Erkek dolabını kullanıyor.. Ölçek -bu kelime oldu sanırım!- içerisinde “Erkek” e yakın.. olur kabul edilebilir.. -hassiktir lan sen kimsin? bu kabule onay verip vermemek sana mı kalmış?- Bu modeli erkek kişi için yeniden oluşturalım.. Kadın gibi giyinmeyi seviyor.. Kadın dolabını kullanıyor.. işte bu tanıdığımız travesti.. vurun! -gördün mü? görmediysen eğer…-
Bir başka boyuttan bakalım… bir kadın, kendini erkek gibi hissediyor ve ameliyat oluyor… Artık fiziksel olarak da erkek gibi görüyor kendini.. -çok mu garip lan? ne var buna?- yine kabul görebilir, yine sahiplenilebilir… İş bulabilir, yaşayabilir… -yine birileri için çok önemli şeylere karar veriyoruz.. kendimiz için “normal” statüsünü uygun görüyoruz ya..-
Erkeğin yaşadığı duruma bakalım… Kendini kadın gibi hissediyor.. Ameliyat oluyor ve fiziksel olarak da bu durumunu destekliyor… Ne oldu? Vurun! iş mi? Sex yapabilir sadece, barınmasın mahallemizde… Yine ölçek içerisinde “Kadın” a yaklaştı diye…
Eşcinsel iki erkek ve iki kadın üzerinden de düşünebiliriz aynı ölçeği.. Yine aynı şey.. değişen pek bir şey yok.. Eşcinsel erkekler hedef tahtasıdır yine.. Eşcinsel kadınlar ise fantezi dünyasının parçalarıdır.. görünmezlerdir..
Neyse mevzu gidiyor da gidiyor.. Tüm o “normaller” sürüsü içerisinde, hayatın anlamı olan bir kadın-erkek arayışı var.. ama nedense “Kadın” ve “Erkek” algısının kendisi başka bir boyutta…
Biraz yavşak, biraz garip geliyor işte…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
