Kahve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kahve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

O Blog

Günün öyle bir saatinde kalktım ki, artık bugünden bir bok olmaz dedim kendi kendime... O pasaklı, ayak sürüyen bir yürüyüş vardır ya işte öyle yürüdüm evin içinde...öyle bir yürüyüş olmayabilir de, betimlediğim şeyi gözümün önüne getiremedim... Aylak aylak evde dolanmanın bir tek ödülü var, mutfak civarında sıcak suya erişmek için bir iki el kol hareketi yapmak... Sonra oraya buraya bir iki sorti daha atılır ve kahve yapmak için tekrar mutfağa uğranır. Bu ev içi transandantal seyahatlerimi neden paylaşıyorum hiç bir fikrim yok...

Neden bunları anlattım? Ben zaten bunu anlatacaktım... Bilgisayar başına geçiyor insan eline kahve tutuşturulunca. Sonra o blog senin bu blog benim geziniyorum sağda solda... Bazı bloglar çok bok. Bakmam ile çıkmam bir oluyor... Hadi iki satır okuyayım diyorum, olmuyor... Burun kıvırıyorum resmen. Kimisi moda yazmış, kimisi resimli anlatımlarla program kurmuş, yemek tarifi verenler ve duygusal aforizmalar için dilini sertleştirmiş ablalar ve abiler... Lan! Bunları okumuyorsan, geriye ne kalıyor okuyacak?

Kargalarn… Evet Orada Bir “N” Var…


İki karganın, bir ağacın üzerinde takıldıklarını şu anda görebiliyorum. Bir tanesi bir üst dala konuyor, diğeri biraz daha yukarıda bulunan bir dala… Böyle böyle ulaşıyor her ikisi de en tepeye…
Sonra biri uçup gidiyor ve diğeri ağacın dalında kalıyor…
Sanırım ağacın yanında bulunan dev gibi binadan sıkılmış olsalar gerek… Yoksa ne güzel takılıyorlardı. Birbirlerinden sıkılmaları mümkün mü? Şimdi diğeri de uçup gitti ve geride sadece ağaç ile yanındaki bina kaldı…
Onlar da sıkılmış duruyorlar… Sanırım yanlarından geçen yol yüzünden…
İşte böyle gider… Ne zaman böyle gitmedi ki?
*Sabah hikayesi işte bu. Bu kadar… Kahveni karıştırana kadar okuyup, bitirene kadar düşünsen olur… ya da siktiret…tiret..ret.. t..