Yayın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yayın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Star Wars

"Bunları herkese anlatmam bak! Blogunda paylaş diye gönderiyorum." dedi...
"Hepsi olmaz, erişime engelliyiz!" dedim...
"Ne fark eder lan!" dedi...
"Fark etmiyorsa bu ne bık bık lan?" dedim...

İşte yazının bir bölümü...

Kısa kısa notlarım var bu filme dair... Bak bakalım!

"Dark Side" dendiğinde aklına "Sith" gelenler için;

Galaktik cumhuriyetin son başkanı, galaktik imparatorluğun ilk imparatoru olan DArth Sidius, aynı zamanda senatör Palpatine olarak bildiğimiz karakterdir. Kendisi barışcıl bir gezegen olan Naboo'da doğar. Nasıl olur da böyle bir şeye dönüşür? Soru bu, bunu düşün biraz...

"Sith" dediğin şeye dair;
İki diye bir kuralları vardır. Bu kuralı koyan Darth Bane denen bir karakterdir. Sonra Sidius kendi öğrencilerini yetiştirir ve bu kurala uymaya devam eder. Hemen atlama o düşündüğün "Darth Maul" u yetiştiren Sidius değildir. Sidius bir öğrenci yetiştirmiştir ama Sith düzeninin dışında bırakmıştır. Gizli bir suikast makinesi olan bu öğrencisinin adı, MAra Jade'dir. Darth Maul'u yetiştiren kimdir peki? Darth Plaugedis... Bu adam Darth Sidius'un master dediği insandır ve Sidius tarafından öldürülür. Nedeni? Çünkü kendisinden daha güçlü olabilecek öğrenciler yetiştirebilme olasılığıdır. Nasılı? Uykusunda öldürmüştür işte...
 


Bunlar detay bile değil bu evrene dair. Bak mesela Arakyd Industries diye bir kuruluş var. Bu adamlar, imparatorluğun yükselmesi ile parlıyorlar. Droid siparişlerini alabilmek için neden mantıklı tercih olduklarına dair argümanları bile var. Askeri malzeme üreticisi olup karlı bir şirket haline gelme planları bir ayrı zaten... Yeni cumhuriyet bile çöküşünden sonra bu adamlarla işbirliği yaptı...

Kurgu çok geniş. Öyle altı filmi izleyip vay ben oldum, şimdi "dark side", lak luk "jedi" konuşayım demesin kimse... Hele davetkar ve gel anlatayım hiç olmasın...





Başlığı Nerede Lan Bunun?

Bak ......... (Burada adımı kullanmış terbiyesiz insan! Öpüyorum yanaklarından)

Bu yazıyı bloğunda bu haliyle yayınlayasın diye yazıyorum. Yayınlar mısın bilmem. (Yayınlarım tabii lan! Ne demek) Kazantip festivaline birlikte Polonya'ya gitmeden önce yayınlarsan uçakta senle sevimli sohbetler yapabilir, üstelik ne gocunurum ne de gücenirim. (Baya gidiyoruz yani Kazantip'e... http://www.kazantip.com/ )

Yazdığım şeyleri defter ve kalem kullanarak yazmam da ayrıca dikkatini çekmiş olmalı. Biliyorum bloğuna yazmaya karar verirsen bunu PC'ne geçirmen gerekecek. Şimdiden kulaklarımı kötü kötü çınlatıyorum. (Lan izin ver, o işi ben yapayım...) Sen yine küfür et, o bir şey değil, gönüller bir olsun.

Sen de bilirsin ki beyin bedavadır. Çinliler ücretli beyin yapmış diyorlar. Beleş de olsa beynimi bu durum karşısında kullanmak istemiyorum. Yazık. (Tam bu noktada arka sayfaya geçmemi işaret eden bir ok var. Yürü be!)

Gideceğimiz festival için sana Polonyalı hatun bakmaya gideceğim için yazıma son veriyorum. (Sağolasın...)

Defterime yazılanlar bu kadar...

Bu yazının parantez içleri bana aittir. Kalan kısmını hiç bir değişiklik yapmadan aktardım. Bir iki söyleyeceğimi de söyleyip, tüm insanlığı bu çileden kurtaracağım.

Be insan! Kendi bloğuna böyle mi yazıyorsun? Ben şimdi senin kim olduğunu açıklasam ne bok yersin? Şuradaki üç takipçiye ve çarpan etkisiyle tüm dünyaya rezil olmaz mısın? Hayır yazıyı geçiyorum, madem yayınla diyorsun neden başlık yazmıyorsun lan? Başlık bulamadım, çok zorlandım... üzüldüm...

Bu kadar soru sormamalıydım! Neyse, asıl söylemek istediğim şeyi söyleyeyim... Festival Polonya'da değil ki... Neden oraya gidiyoruz? 

Çok yanlış anlamışsın be... ehohey!